borç vermek

v. lend, trust smb. with smth.
* * *
lend

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • BORÇ — Geri verilmek niyetiyle ihtiyaç sahiplerine verilen para. Müslümanlıkta faizle borç vermek haramdır, günahtır. Borcunu ödiyemiyecek durumda onların borçlarını bağışlamak veya sonraya bırakmak sevaptır. Borcunu ödeyebilecek durumda olanlar da… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • borç — 1. is., Rus. Borş 2. is., cu 1) Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey Vaktim yok, bana para bul, şu borcu ödeyeyim, söz verdim. P. Safa 2) mec. Birine karşı bir şeyi yerine getirme yükümlülüğü, vecibe Vatan… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bono vermek — borç alındığını gösteren vadeli senedi imzalayıp teslim etmek Borçlanalım size... Bono verelim günü geldiğinde bir kolayını bulur öderiz. Z. Selimoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • veresiye vermek — malı parasını daha sonra almak şartıyla vermek Mütemadiyen veresiye veriyor ve müşteriler ay başında borç ödeyeceklerine Tevfik e dert yanıyorlar. H. E. Adıvar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • mühlet vermek — bir iş veya borç için belirli bir süre tanımak Hatta merkez kumandanı kendisine üç gün mühlet vermiş, hemen yola çıkması için diretmişti. Y. K. Karaosmanoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • İKRAZ — Ödünç vermek. Borç vermek. * Kesip ayırmak …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • MÜDAYENE — Borç alıp vermek. Ödünç almak ve vermek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • ödemek — i 1) Bir alışveriş ilişkisinde, borcu alacaklıya vermek, tediye etmek Borç varsa benimkidir, onu ödemek ve teşekkür etmek lazım. R. H. Karay 2) Bir alışverişte alınan şeyin karşılığını alacaklıya vermek 3) Bedelini vererek bir zararı karşılamak,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • koca — 1. is. Bir kadının evlenmiş olduğu erkek, eş, zevç Koca işinden çıktıktan sonra, borç boğazı aştı. R. N. Güntekin Birleşik Sözler kara koca karı koca Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller koca bulmak kocaya gitmek kocaya kaçmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • takmak — i, ar 1) Bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek Gözlüğünü takıp masaya eğildi. R. H. Karay 2) e, nsz Düğün vb. törenlerde takı armağan etmek Geline pırlanta yüzük takmışlar. 3) i, e Ad, lakap koymak Ona bu adı… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • TE'DİYE — (C.: Te diyat) Eda etmek. * Ödenmiş para. Verilmiş borç. * Borcunu vermek …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.